Konu
Eski 19-09-04, 19:27   #3 (permalink)
YoL_GezeR
Silver Member
 
YoL_GezeR Avatar
 
Bilgisayarım
Katılım tarihi: 25.06.04
Nereden: Vatan...Millet...Sakarya...
Mesaj: 803
BOB LAZAR 'A GÖRE UFO 'LAR NASIL ÇALIŞIYOR: Lazar uçan disklerin bir anti-madde reaktörüne sahip olduğunu ve bu reaktörün yakıt olarak atom sayısı 115 olan bir elementi kullandığını ifade ediyor.Lazar element 115 in dünyadaki elementler gibi tek yönlü değil, iki ayrı amaçla kullanılabilen bir element olduğunu belirtiyor ve açıklıyor; ''dünya biliminin henüz bilmediği ve özelliğini tanımlayamadığı yerçekimi enerjisi'' ni element 115 sağlıyor ki bunun adı A Enerjisi, bu enerji element 115'in çekirdeğinden kaynaklanıyor ve yayılıyor, ikinci olarak da, element 115 anti-madde radyasyonunun kaynağı, bu da gereken hareket gücünü oluşturuyor.Lazar'ın anlatımına göre adı geçen çekim veya uçuş Amplifikatörü'nün sistemi A enerjisini bir yere odaklayarak, uzay- zamanın bükülmesini sağlıyor, uzay-zaman bükülümü ise,bir astro-fizik deyimi,basit bir anlatımla ışık hızından çok daha fazla bir süratle zamanın ve üç boyutlu uzayın dışında mekan değişimi olarak düşünülebilir. uzay-zaman bükülmesi yine bir astro-fizik tanımıyla bir kara Delik' in çekim alanı kadar bir güç alanını oluşturuyor. Böylece elde edilen dev enerji , ışık yılı gibi çok büyük uzaklıkların aşılmasını sağlıyor.
Lazar ekliyor; ''bir uzay-zaman bükülümü içinde yolculuk yapılırken, element 115, element 116 denen bir başka elemente dönüşerek bir anti-madde alanını da yaratıyor.Anti-madde alanında oluşan zıt alan ise, element 116 sayesinde %100 enerjiye dönüşebiliyor.Reaksiyonun ısısı sonucunda, ortaya çıkan elektiriksel enerji yeterli olduğu gibi, bir tür termo elektrik jenaratörü oluşturuyor. Sözünü ettiğim A Enerjisi, böyle sağlanırken, delta durumuna geçildiğinde A Enerjisi, uzay-zaman bükülümünü sağlayınca bir tür kara Delik ortaya çıkınca, ışık yılları aşılabiliyor...''

Bob Lazar: Bu araçlar kendi çekim alanlarını yaratıyorlar.Nasıl dünya herşeyi kendine doğru çekiyor ve yerde tutuyorsa, onlar bu yerçekimsel alanın bir benzerini kendilerine göre araç çevresinde yaratıp bu gücü bir hareket kaynağı olarak kullanmaktadırlar.Bu araçlar kendi yerçekimsel atmosferlerini yaratabiliyorlar.Dünya tüm maddeleri aşağı çektiği için onlarda aynı ortamı yaratıp aşama aşama kendilerini iten bir oluşuma geçebiliyorlar.Disk şeklindeki uzay araçları bir tür atom reaktörüne sahiptirler.Bir tür termoelektrik jenaratörü olan bu reaktör elektrik enerjisi üretiminde kullanılıyor.Bu reaktörü çalıştırmak için element 115 denen yüksek oktanlı bir sıvı, element 116 denen bir başka elemente dönüşerek çekirdek parçalanması ile anti nükleeer tepkime meydana getirmektedir.Bu işlem sonucu % 100 enerji dnüşümü gerçekleşerek reaktörde muazzam bir ısı oluşturulmaktadır.Bu antimadde reaktörü bir tür anti nükleer enerjiyle işletilen mini bir termoelektrik santralidir.Burdan elde edilen elektrik enerjisi dalga klavuzuna ve yerçekimi amplifikatörlerine sürülmektedir.Böylece disk biçimli uzay aracı çevresinde belli bir frekans ve yoğunlukta elektromanyetik bir güç alanı meydana gelmektedir.Buna A enerjisi denmektedir. A enerjisi disk biçimli aracın içerisine girdiği üç boyutlu uzay zaman geometrik çizgilerini bir dördüncü boyuta doğru esneterek bükebilen elektromanyetik bir güç alanıdır.Düz uzay/zaman alanı çizgileri ''disk biçimli uzay aracının güç alanı tarafından'' hareket edilecek uzay/zaman koordinat noktalarına doğru bükülerek asimetrikleştirilir.Böylece uzay/zaman çizgilerinin asimetrikleştiği yöne doğru araç ışık hızında hareket kazanır.
Çetin BAL: Bob Lazar' ın ifadelerine göre bu disk biçimli araçlar dört boyutlu uzay/zamanın çerçevesi içerisinde hareket edebilmektedirler.Bunun anlamı sadece üç boyutlu evrensel hologram içerisinde değil, zaman boyutunuda içerisine alan dört boyutlu bir hologram içerisinde bu gemiler geçmişe ve geleceğe de yolculuk yapabilmektedirler.Disk biçimli bu uzay aracına ait güç ve itme sisteminin çalışmasıyla gemiyi ve içerisindeki yolcuları tümüyle içerisine alan elektromanyetik bir güç alanı meydana gelir.Bu güç alanı( yukarıdaki ve yandaki animasyonlarda görülen disk biçimli aracı saran ''eflatun renkli enerji alanı'' ) uzay/zaman ve yerçekimi alanlarına elektromanyetik rezonan ilkelerince bağlanarak yönlendirilebilir birleşik bir alan meydana getirir.Bu meydana gelen birleşik alanın genişliği oranında, araç, yerçekimi yokmuşcasına yerden belli bir yükseklikte havada asılı kalır.Zaten disk biçimli aracın güç ve itme sistemi aynı zamanda bir antigravitasyon jenaratörü gibi iş görür.Bu güç ve itme sistemi sanki bir wormhole(uzay/zaman eğrilikleri) yaratan bir jenaratör gibide algılanabilir.Bob Lazar'ın uçan disklerinde yerçekimi amplifikatörleri, dalga klavuzları, anti madde reaktörleri görülürken başka uzaylı gruplarda aynı A enerjisini üreten, uzay araçlarının tabanına oturtulmuş içi gaz dolu helozonik iyon tüpleri ve Kristal enerji kaynaklarından bahsedilmektedir.Yine benim kendi araştırmalarımda benzer bir sevk sistemini ortaya koymaktadır. Benim Zaman Makinesi modelimdeki güç ve itme sistemide bu araçların çalışmasına benzer biçimde içerisinde elektron plazması dolanan helezonik manyetik tüpler denen alan enerjisi üreteçleriyle donatılmış bir sistemdir.Zaman yolculuğu için Zaman Makinesinin içerisindeki bu dairesel manyetik vakum tüpleri boyunca dolanan elektron plazmasının hızı ışık hızına eriştiğinde bu tüplerden yayılarak zaman makinesini(disk biçimli ya da küre biçimli uzay gemisini) içerisine alan bir güç alanı oluşur.Bu güç alanı etkisi yerçekimini kendi çevresinde nötralize ederek aracı güç alanları üstünde yükselterek havada asılı kalmasını sağlar.Gemi yada zaman makinesi bu durumda başka yıldız sistemlerine başka zamanlara ve boyutlara geçişe hazır durumdadır.Bu noktadan sonra araç içindeki dairesel döşenmiş manyetik tüpler boyunca ışık hızında devreden plazmik enerji akımının hızı ışık hızının üstünde bir hıza doğru yükseltildiğinde oluşan enerji alanının yüksek frekanslı radyasyon alanı geminin maddesini oluşturan fotonlarla reaksiyona girer bu reaksiyon sonucu maddenin titreşimleri ışık hızının üstünde bir hızla titreşmeye zorlanır. Ve bunun sonucunda zaman makinesi tümüyle ortadan kaybolarak bir üst uzayın ''zaman -mekan sürekliliği'' içerisine girmiş olur.Böylelikle kendi uzay -zaman boyutumuzu aşarak bir önceki ve bir sonraki za man dalgalarımızla eşzamanlı olduğumuz bir boyuta yükselmiş oluruz.Dolayısıyla üst uzaya çıkmak demek, yine kendiside bir zaman dalgası olan kendi uzay/zaman hologramımızın bir önceki ve bir sonraki zaman dalgalarına ait geçmiş ve gelecekteki uzay noktalarından birine hareket edebilme olanğını elde edebilmek demektir.
__________________
Click the image to open in full size.
Unutulan her şehit kaybedilen bir siperdir. Şehitleri unutmak vatandan vazgeçmektir!
YoL_GezeR çevrim dışı   Alıntı yaparak cevap ver