Konu
Eski 19-09-04, 19:32   #5 (permalink)
YoL_GezeR
Silver Member
 
YoL_GezeR Avatar
 
Bilgisayarım
Katılım tarihi: 25.06.04
Nereden: Vatan...Millet...Sakarya...
Mesaj: 803
Semiyun: [Üst uzay yolculuğu denen bu kavram elde edilmeden, bu yolculuğa olanak tanıyan bu teknolojik seviyeye ulaşılmadan kainatların keşfi konusu ciddi bir konu olmaktan uzaklaşır, yani hayal olarak kalır, pratiğe, gerçeğe hiç bir zaman ( uygarlıklar için söylüyorum) dönüşemez. Kainatların ( derin uzayın) gerçekten keşfi, tanımlaması arzu ediliyorsa uygarlıkların bir üstboyut içinde ilerleyebilecek, çalışabilecek uzay gemileri yapmaya ihtiyaçları vardır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi uygarlıkların büyük bölümü fiziki kainat içinde belirli sürate ulaşabilirler ama ondan öteye, daha öteye gitmek, daha yüksek bir sürate ulaşmak (ışık hızının üstünde bir hıza erişmek) gerekirse mutlaka bir üst boyuttan (4. ,5. ve bunu daha da arttırabiliriz ama o çok farklı bir hali ihtiva eder) yararlanmak zorundadırlar ki, burada da büyük bir medeni sıçrama yapmak zarureti vardır.Bizim asıl sürat kavramına karşı yaklaşımımız gemilerimizin vibrasyonel seviyesini yükseltmekle elde edilen bir haldir. Geminin üç boyutlu aleme uygun vibrasyonel seviyesini yükselterek onu bir anda ortadan kaldırıp bir başka boyutun içine sokmak gerekir ki, ona 4. boyut demek nispeten daha uygun olur. Çünkü doğrudan doğruya üç ile dört arasında bir geçiş yoktur. O da nüanslar halinde kendini ortaya koyar. İşte vibrasyonel seviyeyi yükselterek bu nüanslar halindeki gittikçe yükselen boyutlar, alemler içine girerek kainatta mesafe gibi gözüken ya da sonsuz uzaklıkları ihtiva eden halleri çok kısa sürede almak mümkündür.

Eğer uygarlık olarak bir üst boyutun imkanlarından yararlanmak durumunu elde etmiş iseniz, uzay aracınızın vibrasyonel seviyesini yükselterek o boyuta geçer ve o boyut üzerinde çok kısa bir zaman süreci içinde yolculuk yaparak tekrar vibrasyonel seviyenizi düşürdüğünüzde mevcut kainatın içindeki çok uzak bir gezegene çok kısa sürede seyahat etme imkanına sahip olursunuz.Yalnız bu çok ileri bir aşamayı gerektirmektedir. Bizler yolculuklarımızı çok uzun bir zamanda beri bu yöntem ile yapmaktayız.]

Semiyun: ...uzak gibi görülen mesafeler gemilerimizle nasıl çok daha kısa mesafelere indirilebilmektedir. Sonsuz mesafeler bir anda nasıl küçülebilir.İşte bu hadisede insanın dahil olduğu zaman ve mekan kavramını farklı bir hale getirmesi söz konusudur.Bizim elbetteki fiziki kainatı değiştirecek halimiz yoktur.Hatta onun zaman akışına dahi direkt müdahalemiz mümkün değildir. O halde biz ancak gemilerimizin vibrasyonel seviyesini yükselterek kendimizi bilinen zaman ve mekan kavramından daha farklı bir kavram içine sokabilirsek o uzaklığı ortadan kaldırmış oluruz [yani uzay/zamanda kestirme yollar' la iki ayrı bölgenin birbirine bağlanması]. Çünkü boyutlar yükseldikçe bir önceki boyuta göre mesafeler, zaman ve mekan ölçüleride inanılmaz derecede farlılaşmaktadır.İşte anlık uzay yolculuklarıda birbirine göre değişen zaman, mekan ve mesafe ölçülerini kullanarak gerçekleştirilen yolculuklardır.

Uzaylılardan bilgi aldığını iddia eden Elizabeth Klarer: [...Işık varoluşu sağlayan inanılmaz bir enerjidir. Tüm evrenin sürekliliğinin anahtarı ışığın uyumlu hareketlerine bağlıdır.Bütün matemetiksel formüller, anti yerçekimi dalgaları, zaman dalgaları ve ışık dalgaları arasındaki uyuma bağlıdır. Bütün bu dalgalar arasındaki uyum kontrol edilebilirse bir uzay gemisi boyut ve zaman değiştirebilir.]Yine aynı çevirinin bir başka versiyonunda daha farklı bir tanım vardır; [ Transportasyonun( ışınlamanın) matematiksel formülü, ışık spiralinin her bir çarpıntısı arasındaki frekans şiddeti olan yerçekimi karşıtı dalgalar ve zaman dalgalarıyla uyumlu olan ışığın titreşim frekansında gizlidir.]

Uçak yapımcısı Louis Breguel: ''Uçan Daireler, tanımadığımız bir güçle hareket ediyor.Geçerli başka bir açıklama düşünülemez.Uçan Daireler başka bir dünyadan gelmedir''

Uzaylıların uzay gemilerini (UFO) bizim uymak zorunda olduğumuz aero-dinamik yasalara uygun olarak biçimlendirmeleri söz konusu değildir.Onların araçları mekanik olarak çalışmaz.İvmenin (Akselerasyon) ve süratli manevraların yan tesirlerini nötralize edecek sevk itim sistemlerine sahipler.Bu yüzden uçan daireler havada akıl almaz manevralar yapabilmektedirler.Aşağıda bir uçan dairenin çalışma prensipleri ve iç yapısı anlatılmıştır.Bu bilgiler uzaylılarla yakın temas kurduğunu iddia eden George Adamski tarafından alınmıştır.

Adamski 'nin ifadelerine göre bu uçan daireler 12 ile 15 m. çapında olup 5 ile 6 metre yüksekliğinde ters çevrilmiş bir tencere kapağı yada fincan tabağı biçimindeydi.Bu araç, ortada silindirik tek odası bulunan, üstü ve altı iki yarım küre ile kapatılmış, bu yarım küreleri silindirik gövdeye bağlayan ve gayet kalın cam mercekler ile metal kubbe kısımlarından izole edilmiş, tepeden aşağıya kadar uzanan 60 santim çapında bağlayıcı bir kolon ile, silindirik gövdenin dış kısmına çan yahut ters çevrilmiş fincan tabağı biçimini veren konik bir flanştan (dış kalıptan) meydana gelmiştir.Flanşın altında ve silindirik gövdenin alt yan kısımlarında üç tane, yaklaşık olarak 180 santim çapında içleri boş, yarım küre biçimli elektrik kondansatörleri bulunmaktadır.Bu kondasatörler aynı zamanda uçan dairenin iniş takımları görevini de görmektedirler.Silindirik kompartman ortaya yakın kısmından ikiye bölünmüştür.Alt kısım, uçan dairenin makine dairesidir.Üst kısım ise kumanda ve yolcu kabini vazifesini görmektedir.Yapı, makine mühendisliği açısından olsun elektrik mühendisliği açısından olsun cidden çok ilğinçtir.Uçan daire veya ana gemi anti-gravitasyonel (zıt-çekim alanı) diyebileceğimiz birkuvvet şeklini kullanmaktadır.Yine uzaylıların kendi araçları hakkında verdikleri bilgiye göre, bu sistem kabaca şöyle anlatılabilir: Uçan dairenin silindirik gövdesinin üst kısmı toroit bir sargı şekliyle yüksek pozitif kutbu teşkil etmektedir. Ve sanmaktayız ki, bu toroit sargının iç kısmında daire şeklinde bir iyon tüpü bulunmaktadır.Uzaylılar gemilerini dairesel olarak kuşatan bu sisteme güç bobinleri demektedirler.Zira gerek Adamski gerekse bu araçların içine girebilmiş diğer gözlemciler yüksek pozitif kutbun turuncudan viyole rengine kadar değişen tonlarda ışıma yaptığını ancak bu ışımadan termik(ısısal) bir tesir meydana gelmediğini bildirmişlerdir.Bu ışıma ısıl nitelikli olamayan sinkrotron ışımayı akla getirmektedir.Aracın silindirik gövdesinin alt kısmında ise yüksek negatif kutup bulunmaktadır.Bu da bir toroit sarımdır.Yani bu sargı şekilleriyle manyetik alanlar sargıların içinde tutulmaktadır.

Pozitif ve negatif kutupların meydana getirdiği manyetik alanların bileşkesi aracın kendi gravitasyonel çekim merkezini tesis eder.( Bu ifade BobLazar 'ın bahsettiği uçan disklerin kendi yerçekimsel atmosferlerini oluşturup bu çekimsel alanı kendilerini sevk eden bir etkinlik dalgası olarak kullanmalarına benzemektedir.) Aracın gravitik merkezi, kendi gravitik merkezinin altında ise, bu gravitik merkez aracın kendi yarattığı gravite merkezine(ki buna anti gravitik merkez diyebiliriz) ulaşmaya çalışacaktır.İşte bu anti-gravite merkezini yakalama çabası aracın sevk ve hareket mekanizmasının kaynağıdır. Araç kendi yarattığı ''anti-gravitik merkezi ile kendi kütle çekimsel ağırlık merkezi uyumunu ve örtüşümünü'' alan asimetrikleşmesi yaratarak bozduğu yöne doğru yerçekimsel bir potansiyel altında çekilerek hareket ettirilecektir.Araç kendi kütleçekimsel ağırlık merkezi ile içerisinde yer aldığı uzay/zaman geometrik kumaşının birbirini örter nitelikteki merkezi uyuşumundan doğan bir güçle havaya doğru yükselerek kendi güç alanlarının genişliği oranında bir yükseklikte yerçekimine meydan okurcasına havada asılı kalır, bu noktada anti-gravitik alan merkezini temsil eden aracın kütlesel ağırlık merkeziyle uyumlu ''uzay/zamanın eğrilen geometrik çerçevesi merkezini'' ağırlık merkezinden biraz yukarı olacak şekilde alan asimetrikleşmesi yarattığımız sürece araç yukarı doğru yükselmeye devam edecektir.Ama bu merkezi biraz sağa ve yukarıya doğru kaydıracak olursak, araç sağa doğru yükselerek havada bir yaprak gibi kayarcasına yol alacaktır.
Click the image to open in full size.
Click the image to open in full size.
Adamski: [ ...bir zaman sonra UFO' ya girdik ve doğruca geminin tek odadan ibaret olan kontrol kabinine yöneldik içeri girdiğimizde transformatör sesine yada arı vızlamasına benzer hafif bir vınlama duydum.Bu hem altımızdan hemde yuvarlak / silindirik duvarlı kabinin üst kısmında, duvar içine gömülmüş büyük bobinden geliyordu.Vınlamanın başlamasıyla bobin, parlak kırmızı renge doğru gittikçe kuvvetlenen bir ışık ile parlamaya başladı.Fakat ısı ve hararet yaymıyordu.İlk yakın temasta UFO içinde böyle bir bobin gördüğümü hatırlıyorum.Fakat geçen seferki olayda bobin prizmadan geçen güneş ışınları gibi kırmızı, mavi, yeşil renkler saçıyordu.Gördüklerime inanmakta güçlük çekiyordum... Geminin, içinde bulunduğumuz kabin kısmının çapı tahminime göre 5.5 metre kadardı.Yaklaşık 60 cm. çapında bir kolon, zeminin ortasından tavanın kubbesine kadar yükseliyordu.Yanımdaki uzaylı sonradan bana, bu sütunun, geminin hareketi için gerekli doğal güçleri toplamaya yaradığını ve geminin manyetik eksenini(manyetik kolon) oluşturduğunu açıkladı.Fakat bu doğal güçlerin nasıl toplandığı hakkında bir şey söylemediler.]
__________________
Click the image to open in full size.
Unutulan her şehit kaybedilen bir siperdir. Şehitleri unutmak vatandan vazgeçmektir!
YoL_GezeR çevrim dışı   Alıntı yaparak cevap ver